19/8/2007 - ÖZLÜYORUM SENİ BEBEĞİM
özlemişim seni telefon çaldığında gözlerimi kapatıp. heyecanla açıp senin aradığını görmeyi. özlemişim telefonuma mesaj geldiğinde, acaba sen mi attın deyip heyecanlanmayı. özlemişim telefonu açtığında, kısık bi sesle aloooooo demeni. özlemişim sana seni çok seviyorumm demeyi. özlemişim bana öle bakma demene rağmen öle uyuz uyuz bakmayı. özlemişim senin için cam kırmayı. özlemişim arkadaşların onları yalnız bırakında romantizm yapsınlar demesini. özlemişim hafta sonu buluşma planlarımızı. özlemişim heryerde acaba ordamısındır dıye bakınmayı. özlemişim ben gece yatağıma girip senle mesajlaşmayı. özlemişim msn e geldiğimde hoşgeldinnnn demeni ya da ben çıkıyorum dediğinde yüreğinin elvermeyip çıkamamanı. özlemişim ne zaman kayahan "anla halimden" i duysam seni arayıp dinletmeyi. özlemişim sana derdimi anlatmaya çalışmayı.
ÖZLEMİŞİM!!!
ve işin en kötü yanı ne biliyor musun ???
HALA ÖZLÜYORUM!!!!!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/12/2006 - seni ben kaç kere sevdim?
|
|
Seni Ben Kaç Kere Sevdim?
Yazım tüm sevenlere... Sevmekten öte yürek yarası çekenlere... Tamam, okuduktan sonra gülelim geçelim ama, bugün tuşlara bir hüzünlü dokunuyor ellerim. Aynı eller alttaki satırların müsebbibini aramama izin vermiyor. Dostlar sanki bugün benim içimde bir hüzünlü şarkı çalıyor.
Kaç kere geldin hayatıma? Ve sonra kaç kere gittin? Ben durgun sularda yüzerken, sen çalkantılı bir denizdin. Medcezirlerinle kumdan kalelerimi devirdin. Geldin gittin, geldim gittin... Söylese canım, ben seni kaç kere sevdim? “Seviyorum” cümlesi bile yetersiz kalır mı bir duyguyu anlatırken? Hani laf cambazıydım ben, kelimelerimi yitirdim seni seyrederken.
Şimdi soruyorum... Madem ki gidecektin, niye geldin? Madem ki beni hiç olmadığı kadar kimsesiz, öksüz, yetim bırakacaktı yokluğun, neden doldurdun hayatımdaki boşluğu? Bıraksaydın yürek, içindeki koca delikle yaşamaya devam etseydi. Alışmıştı ne de olsa...
İşin kötüsü, nice şairde sonradan ilhama dönüşen acılara da benzemiyor benimki. Ne sadece gözlerin özlediğim, ne sadece ellerin, ne sadece kokun... Sensiz de yapabilirim sanıyordum ama yanılmış içim. Daha gitmek için arkanı döner dönmez, her şeyini özledim.
Vuslat Dalıp gidiyorum öylece umarsız Sensizlik dipsiz bir kuyu sanki Seni istiyorum; bu gerçek en yalansız Yokluğun ayazda üşümek sanki
Dalıp gidiyorum öylece umarsız Kalbime yazılmış ismin, beynime çizilmiş resmin Bu oyunu mu? Olamaz kaderin Kader değil, kaybedilmiş kumar sanki
Ah gitti işte biliyorum dönmeyecek Ah bitti işte belki de istenmeyerek Elleri gözleri haram, değmeyecek Beklenen tüm günler gelecek gibi de Sanki vuslata ömür yetmeyecek
Yasemin Özçelik
| |
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/12/2006 - ünlem !!!!!!!!!!!!!!!!!!
ÜNLEM
Bugün sesini duymak istedim. Özlediğimi hissettim. Olur ya insana hani bazen. Özel bir ses duymak istersin. Ayda bir kez bile olsa... Seni anlayan bir insan sesi... Ya da öyle sandığın. Yanılmış olabilirsin de. Sesinin iyi geleceğine inanırsın o an, ama duyamayabilirsin de. Zaten, o sesi duymak istediğin anın yoğunluğu geçince boşverip, her zamanki gibi hayata dönersin. Kaldığın yerden...
Hele ki ben ne çok alışkınım tüm bu hayal kırıklıklarını göğüslemeye. Doğduğum dakikadan beri vedalarla uğraşıyorum. Sarı saçların altındaki erken beyazları değirmende ağartmadım ki.
Binlerce vurgunla enkaza dönüşen kalbimin beynime verdiği emirle nihayetinde bir kadından çok erkek gibi düşünmeye başlıyorum ve senden -gelmeyen- haberle bir kez daha tüm dünyanın anasını satıyorum. ÜNLEM. Kimselere falso vermeden, mutluluk pozu veriyorum. Teoman'ın şarkıda dediği gibi, “Hem yara bandım hem yaram olamazsın”, biliyorum.
Yine hayal kırıklıklarımın, duygularım üzerinde geliştirdiği bir savunma mekanizması mıdır bilmiyorum, ama belki arayıp sormamanın iyi yanları da olabileceğini düşünüyorum. Aramıza giren uzun sessizlikler, bu durumun öyle olmasına alıştırıyor beni. Hiçbir insan bir diğerinin her şeyi olamıyor, bunu öğreniyorum. Ne kadar istesek de... Kimi zaman kendime bile şaşırıyorum; aramadığın zamanlarda sana karşı içimde beslediğim en sıcak duyguları deepfrizda muhafaza edebilmeyi nereden biliyorum?
Hayatta, senin beni arayıp sormamandan daha mühim şeyler var. Şükür ki hayattayız, şükür ki hayattasın mesela. Sevdiğin bir insanın suskunluğu, onun ebedi sessizliğinden iyidir en azından diye düşünmeye başlıyorum. Ve zaman her yaraya devadır, hep söylüyorum. ÜNLEM.
Yasemin Özçelik
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/12/2006 - Koca bir sevda
Bazen koca bir sevda yaşadığını tek sen bilirsin, anlarsın.... ama o bilmez.. Kimi zaman da bilmek istemez, farkında olsa da herşeyin. Her insan gibi onun da hoşuna gider beğenilmek, bir yandan bilmezden gelirken çaktırmadan keyfini sürmek.. Ah o oyunları yok mu.. Kafası karışık bir çocuk gibi mırın kırın edip oyunbozanlık etmeleri. Ağlamaklı üzgün halleri ile sanki ne yapacağını, ne diyeceğini gerçekten de bilmiyormuş gibi. Sanırsın ki aşk acısı çeken o, acı çektiren de sensin.. Seni göremiyorum der mesela; ama seni görmek istemeyen odur zaten herşeyden önce. Farkında olmadan vaatler vermeye başlar, sonra da birer birer inkar eder hepsini. Durup dururken en tatlı en cana yakın halini takınır. Arada bir parmak bal çalıp gönlünü hoş tutar aklı sıra. Mutlu mesutsunuzdur bir süreliğine. Herşey harikadır. Sonra durup dururken kayıplara karışır. Başladığınız yere dönersiniz bir anda, hazırlıksız. İçten içe bunun bir yere varamayacağını bilsen de, onun için güzel şeyler düşünmekten vazgeçmezsin. Onunla ilgili her ayrıntıyı yazmışsındır bir kere beynine, unutamazsın doğum gününü, sevdiği içkiyi, tuttuğu takımı.. Sana hiç mi hiç değer vermeyen birine bu kadar bağlanmış olmak, onu her şeyin üstünde tutmak iyice altüst eder seni. Ama bir anda silip de atamazsın; yanlış bir seçim yaptığını kabul etmek istemezsin. Abartıp onu mutlu edecek güzellikler bile yaptığın olur. Fazla göze batmayacak şeyler. Ama biraz durup düşününce senin ona olan sevgini fark etmemeye olanak yoktur. Tabii hepsi boşunadır. Ama bazen onun bir gülüşüne bile tav olursun. Sen de çok iyi bilirsin ki onun aklı, gönlü, rotası başka yerdedir. Sende değil. Ama kolay kabul edemez bünyen bunu. Varını yoğunu ortaya koyup herşeyi göze aldıktan sonra onun uğruna..... pat diye bırakamaz ki. Bu yüzden belkide aklından çıkmaz o sima, yıllar sonra bile.... Bazen yıldızlar dökülür ellerine, gözlerini alamazsın. Bir bakarsın yüreği seninkine değer, inanamazsın. Öyle bir ışık vurur ki yüzüne, sonsuzluk sanırsın. Ama apansız bırakıp gider seni sonsuzda, asla onu unutamazsın.......
© i m m o r t a l ©
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/12/2006 - bırakıpta gidene
Burnu bir karış havada, gözü yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde. Hele hele benim aşkımı yerden yere vurup, nasıl kırmıştı kalbimi zalim. Dudaklarından dökülen acı sözleri; öyle ki, bugün bile unutamadım. Ne tebessümdü o, zehirden beter. Her olayda içim paramparça, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu. Yorgun düşerdim onsuz geçen, onunla dolu, koyu siyah gecelerden. Pişmanlıktan kendime lanetler eder, sevgimi söylediğim günü düşündükçe, kaleme sarılıp yazardım ona nefretin aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı. Derdim ki; alın yazımdı, onbeşimin çocuksu aşkıydı. Nasıl da gülerdi canı istedi mi... En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir, ardından bir uçurumun kenarına yapayalnız bırakır giderdi. Ben çaresiz, ben yorgun, ben bıkkın bu sevdadan. Ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça... Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda; onda ne bulduğumu bugün bile bilemem. Ama o günlerde hayatımın amacı, varolma gibi gelirdi bana. Çocukluk mu, yoksa gençliğimin safça tutkusu muydu bu kölesiye bağlanış, içten içe kopan fırtınalar, bu delice yakarış? Kimbilir, belki de sevilmeye muhtaç bir kalbin bitmek bilmeyen kaprisi... Ondan hiçbir şey istememiştim. Sadece sevgi... Evet, şimdi yıllar sonra ben, onu düşünüyorum ilk defa kucağımda resimler, hatıralarla. Hava yine soğuk, yine kasvetli gözleri gözlerimde yine sevgi, derin yüreğimde. Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım, ağladım saatlerce. Bu onun "ölüm yıldönümü"dür. 17'sinde toprakla kucaklaşan, o zalimin hikayesidir anlatılan. Bir melodidir kırık, umutsuz... Doldururken sensizlik o an odayı gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı. Bir feryat yankılanmıştı acı dolu tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda. Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu. Benim kadar çaresizdi her köşe. Kendi kendime konuşarak yaklaştım sırasına; "Sen ölemezsin; canımsın, sevgimsin, emelimsin Dileğince nefret et, alay et duygularımla Kızmam sana Ama ne olur bir yalan olsun, acı bir şaka. Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun. Herşeyini özledim... Allahım son defa göreyim yeter bana" Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü ta ki, ölümün o sinsi kokusunu içimde duyana kadar. Hıçkıra hıçkıra ağladım, sıraya kazıdığın ismini öptüm. Sonra, ona ait birşeyler bulmak için aradım her köşeyi... Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa, rengi solmuş. Yazı, onun yazısı. Bir mektuptu, özenilerek yazılmış, belki de çok emek verilmiş her satırına... Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi. Korkakça, kaybolmasından korkarak, acıyla okudum her cümleyi kalbimde büyüyen bir özlemle... Hele hele o ilk satırı... Öyle ki, bugün bile unutamam, okudukça ağlarım. "İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, AFFET BENİ !!!..."
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
çünkü....
Arkadaşlarım
• EmiR ReiS • zeynepustunel • renklican • celestial35
|